Ticaret Bakanlığı’ndan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması için adım adım yol haritası

64cce3e586b24a1b4c5a9ad6.jpg

İlk etapta, demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde başlayacak mekanizma ile AB’ye 2022 yılında 13,1 milyar dolar olan ihracatımız doğrudan etkilenecek. Ticaret Bakanlığı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na yönelik yapılan çalışmaları ve süreci adım adım Milliyet Enerji’ye özel olarak anlattı.

Avrupa Birliği’nde (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasıyla (SKDM) sürdürülebilir uluslararası bir ticaret sistemi kurulduğunu daha önce ifade ettiniz. Bir yandan Rusya-Ukrayna savaşıyla dinamikleri değişen, diğer yandan da SKDM ile birlikte, uluslararası ticarette, Türkiye için nasıl bir vizyon öngörüyorsunuz?

Hepinizin bildiği gibi, sürdürülebilir kalkınma hedefinin küresel bir seferberliğe dönüştüğü ve sürdürülebilirliğin uluslararası ekonomi ve ticaret politikalarının merkezine yerleştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde, AB’nin yanı sıra ABD, Birleşik Krallık başta olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkenin de sürdürülebilir sanayi ve ticarete yönelik stratejilerini hızla hayata geçirdiğini, G-7’deki İklim Kulübü tartışmalarının AB-ABD arasındaki Ticaret ve Teknoloji Konseyi gibi platformların bu alandaki politikaların uluslararası çapta koordinasyonuna hizmet etmeye başladığını görüyoruz. İklim değişikliği ile mücadele amacıyla tüm dünya ile eşzamanlı olarak, ülkemiz de bu yönde kararlı adımlar atmaktadır. Paris Anlaşması’nın 10 Kasım 2021’de onaylanmasının hemen akabinde ülkemizin karbon-nötr ekonomi olması için 2053 yılı hedef olarak belirlenmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızca Yeşil Kalkınma Devrimi başlatılmış ve Bakanlığımızca Yeşil Mutabakat Eylem Planı yayımlanmıştır. Bu süreçte, küresel çapta süren yeşil dönüşüm çabalarına, AB Avrupa Yeşil Mutabakatı ile öncülük etmeyi hedeflemekte ve bu doğrultuda ticaret ve ekonomi politikalarını dönüştürecek araçlar tasarlamaktadır. Bu araçların başında ihracatçı sektörlerimizi yakından ilgilendiren “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” gelmektedir.

Üretim-tüketim modellerini değiştirecek

AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) halihazırda AB’nin tüm üretim ve tüketim modellerini değiştirmeyi öngören Yeşil Mutabakatının ana parçalarından birisidir. Bu itibarla, ülkemizin çalışmaları yalnızca SKDM’ye değil değişecek olan tüm uluslararası ticaret politikalarına uyumu ve rekabet gücümüzü artırmayı hedeflemektedir.

Çalışmalar hız kazandı

Bu doğrultuda, ulusal Yeşil Mutabakat Eylem Planımız kapsamında, (1) sınırda karbon düzenlemeleri, (2) yeşil ve döngüsel bir ekonomi, (3) yeşil finansman, (4) temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı, (5) sürdürülebilir tarım, (6) sürdürülebilir akıllı ulaşım, (7) iklim değişikliği ile mücadele, (8) diplomasi ve (9) bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri olmak üzere 9 ana başlıkta 81 eylemin 13 Bakanlık/ Kurum ile birlikte hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bakan Yardımcılarından oluşan Yeşil Mutabakat Çalışma Grubuna yardımcı olmak üzere, çalışma alanına ilişkin yeşil mutabakat gerekliliklerini, mevcut durum, gereksinimler ve riskleri analiz ederek tematik/sektörel yol haritaları ve politika önerilerini oluşturmak amacıyla 20 adet ihtisas çalışma grubu (İÇG) oluşturduk. İÇG’ler halihazırda hem AB’nin SKDM, Ulusal Karbon Fiyatlandırması, Ulusal Döngüsel Ekonomi Eylem Planı gibi yatay alanlarda hem de dünyadaki dönüşüm süreçlerinden en fazla etkilenecek sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere Çelik, Alüminyum, Çimento, Tekstil ve Konfeksiyon gibi sektörel alanlarda çalışmalarını yürütmektedir.

13,1 milyar dolarlık ihracatımız etkilenecek

Özel sektör Ekim 2023’te başlayacak raporlama surecine ne kadar hazır? Ayrıca raporlama süreci tam olarak nasıl ilerliyor? Standardizasyon için TSE/ISO veya benzeri bir kuruluşla mı çalışmak gerekecek? Raporlama süreci özellikle Kobiler için belirsiz görünüyor.

Bildiğiniz üzere, SKDM, AB içerisinde uygulanan Emisyon Ticaret Sistemi ile tahsil edilen vergilerin benzerinin AB’ye yapılacak ithalatta da tahsil edilmesini gündeme getirmiştir. Hâlihazırda, uygulamanın demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörleri ile başlaması öngörülmektedir. İlgili sektörlerde 2022 yılında AB’ye ihracatımız 13,1 milyar dolar ve AB’nin söz konusu ürünlerin dünyaya ihracatındaki payı yüzde 41’dir. İlk aşamada bu 6 sektör belirlenmiş olsa da, 2025 yılında mevzuatın gözden geçirilmesi, sonraki dönemde de iki yılda bir yapılacak gözden geçirmelerle, mekanizmanın yeni sektörler veya ürün gruplarına teşmil edilmesinin hedeflendiğini de dikkate almak gerekmektedir. SKDM’nin geçiş dönemi uygulaması 1 Ekim 2023 tarihi itibariyle raporlama yükümlülüğü ile sınırlı olarak başlayacak, 1 Ocak 2026 tarihinden sonra ise mali yükümlülük gündeme gelecektir. Esasen 2026’ya kadar olan geçiş dönemi uygulaması, ana uygulama esaslarının şekillendirileceği bir veri toplama ve öğrenme süreci olarak görülmektedir.

Yenilikler ve bilinmezlikler var

Nitekim, SKDM ile dünyada ilk kez ithalatta ürün bazında karbon fiyatlandırması yapılacaktır. Bu süreç, emisyon verilerini sağlayacak olan dünyadaki tüm üreticiler için olduğu kadar AB kurumları, üye devlet yetkili otoriteleri ve AB’de SKDM yükümlülüklerine tabi olacak ithalatçılar açısından da yenilikler ve bilinmezlikler ihtiva etmektedir. Bu amaçla, AB, geçiş dönemi raporlama yükümlülüklerine ilişkin taslak uygulama yönetmeliğinde, istenilen düzeyde verinin derlenmesinde yaşanabilecek güçlükleri de dikkate alarak, belirli bir süreyle firmaların halihazırda kullandıkları emisyon izleme ve raporlama verilerini kullanabilmesine; ayrıca, iletilen verinin düzeltilmesine yönelik sürelerin uzatılmasına imkan veren kolaylaştırıcı hükümlere de yer vermektedir. Geçiş döneminde ana amaç, mevcut ve gerçekleşen değerler üzerinden olabildiğince sağlıklı veri toplanarak, uygulama döneminin esaslarını şekillendirmektir.

Sadece ilgili sektördeki ürün bazında uygulanacak

Öte yandan, SKDM uygulamasına yönelik soruların, AB tarafında uygulama esaslarının tam olarak netleşmemişolmasına bağlı olarak devam ettiği Bakanlığımızca da gözlemlenmektedir. Burada vurgulanmasında fayda olan bir husus, SKDM Tüzüğü’nün sadece kapsamına giren ürünler itibariyle uygulanacağıdır. Örneğin, demir-çelikten vida, cıvata ve bağlantı elemanları SKDM kapsamında olduğundan bunların AB’ye doğrudan ithalatında emisyon raporlaması gerekecek, ancak bu ürünlerin üretim aşamasında kullanıldığı örneğin otomotiv, beyaz eşya gibi SKDM kapsamında olmayan ürünlerin AB’ye ithalatında, girdi olarak kullanılan vida, cıvata ve bağlantı elemanlarının emisyon değerlerinin bu aşamada raporlanması gerekmeyecektir. Bu noktada, ürünün SKDM kapsamında olup olmadığı Tüzüğün EK-I’inde yer alan ürün listelerinin incelenmesi ile anlaşılabilmektedir.

Geçiş döneminde emisyon verilerinin doğrulatılmasına ihtiyaç olmayacak

Dikkat çekilmesinde yarar görülen bir diğer husus, geçiş döneminde emisyon verilerinin doğrulatılmasına da ihtiyaç olmayacağıdır. Uygulamanın ilk yılı itibariyle üretici firmalara halihazırda kullandıkları emisyon izleme ve raporlama mekanizmaları kapsamındaki verileri kullanma esnekliği tanınmaktadır. Bu mekanizmalar, örneğin ülkemizde 2014 yılından bu yana geçerli olan Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması mevzuatı kapsamında kullanılan izleme sistemleri, çeşitli ISO vb. uluslararası standartlar veya sürdürülebilirlik raporlamaları çerçevesinde firma bünyesinde kullanılan emisyon izleme sistemleri olabilecektir. 2025 yılı itibariyle ise AB tarafından SKDM Tüzüğü ve Geçiş Dönemi Raporlamasına Yönelik Uygulama Yönetmeliği ile ortaya koyulan yöntem çerçevesinde veri toplanacaktır. Esasen bu süreç, emisyon izleme ve raporlama deneyimi olmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler için ilk etapta daha fazla zorluk ihtiva edebilecek olup, bu hususta da Bakanlığımızca kolay bir geçişi destekleyecek adımlar üzerinde çalışılmaktadır. Netlik kazandırılmasında fayda olan bir diğer konu da SKDM mevzuatı ile getirilecek olan raporlama ve mali ödeme yükümlülüklerinin AB’de yerleşik ithalatçının sorumluluğunda olduğudur. Süreç elbette diğer ülke üretici ve ihracatçıları açısından da idari ve mali külfet yaratacak ve ticarette rekabet gücünü etkileyecektir. Ancak, esas olarak ihracatçı/üretici firmalarımızın, AB ithalatçısının raporlama yükümlülüklerini yerine getirebilmek üzere talep edeceği verileri sunması gerekecektir. Raporlama esasları netlik kazandığında gerekli bilgilendirmeler gerek Bakanlığımız internet sayfasından gerekse yapacağımız online/fiziki eğitim ve toplantılarla özel sektörümüzle paylaşılacaktır. Bu itibarla, Bakanlığımız internet sayfasının düzenli takip edilmesinde yarar görülmektedir.

Artan maliyetler yaratacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın taslak emisyon ticaret sistemi çalışması var. Ticaret Bakanlığı olarak bu piyasada nasıl bir rol alacaksınız? Ve özel sektörün SKDM’ye hazırlığı kapsamında önümüzdeki dönem yayınlayacağınız mevzuatlar neler olacak, SKDM uyum sürecine nasıl bir katkı sağlayacak?

Ülkemizde bir Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulmasına dair çalışmalar Taslak İklim Kanunu altında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülmekte olup, Ticaret Bakanlığı olarak bu kapsamda kurulacak Komisyon’da görevlerimiz bulunacaktır. Kanun çıktıktan sonra Emisyon Ticaret Sistemi’nin işleyişine dair uygulama mevzuatı ayrıca yine aynı Bakanlık tarafından yayınlanacaktır. AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, AB’ye ithalata yönelik bir düzenleme olması nedeniyle bunun doğrudan uyumlaştırılması gerekmemektedir. Süreç içinde, tüm dünyadaki üretici/ihracatçılar AB pazarına girişi sürdürebilmek üzere, sera gazı emisyonlarını sınırlama ve böylece ithalatta oluşacak ve ürünlerini daha düşük emisyonlu ürünler karşısında rekabet kaybına uğratacak karbon maliyetlerini azaltma gayretine girmek durumunda kalacaktır.

AB, emisyon gelirini temiz enerjiye harcayacak

Bu süreçte, AB’nin 2026 itibariyle kendi Emisyon Ticaretinden elde ettiği gelirin tamamını temiz enerji ve yeşil sanayi dönüşümüne, bu dönüşümü sağlayacak ar-ge ve inovasyon faaliyetlerine ve adil geçişe ayıracağını görüyoruz. Bu durum, elbette AB’nin sanayi üretiminde emisyonların azaltılmasına önemli katkı sağlarken, AB sektörleri dönüştükçe Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının da giderek artan maliyetler yaratacağını ve bu politikaları izlemeyen ülkelerin rekabetçiliklerini olumsuz yönde etkileyeceğini dikkate almak gerekiyor. Bu nedenle, ülkemizde de sanayinin yeşil dönüşümünü sağlayacak politikaların bütüncül bir şekilde hayata geçirilmesi, ülkemizin dönüşmekte olan uluslararası ticaret sistemindeki yerinin güçlendirilmesi ve değer zincirlerindeki konumunun pekiştirilmesi için önemli fırsatlar yaratmaktadır.

AB gecikiyor ve eleştiriliyor

Geçiş dönemi uygulamasına kalan süre düşünüldüğünde, uygulama esaslarına ilişkin yönetmelik ve rehberlerin yayımlanmasında yaşanan gecikme gerek AB içinde gerekse uluslararası platformda eleştiri konusu yapılmaktadır. Beklentimiz, sürecin öngörülen süreler içinde başlatılabilmesini teminen, Avrupa Komisyonu tarafından taslak uygulama yönetmeliğinin Temmuz ayı sonuna kadar yayımlanması ve uygulamayı kolaylaştıracak rehber dokümanlar, emisyon izleme ve hesaplama şablonları ile eğitim faaliyetlerine hızla başlanmasıdır. Türkiye, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması alanındaki gelişmeleri en erken takip eden, gelişmeler karşısında ülkemiz ihracatçı ve üreticilerinin rekabet gücünün korunması ve pazar payını artırabilmesini teminen gerekli politika adımlarını atmaya yönelik kendi eylem planını hızla yürürlüğe koymuş ülkelerin başında gelmektedir. Süreç içinde, bir yandan SKDM’nin Gümrük Birliği’nden kaynaklanan haklarımıza halel getirmemesini teminen Avrupa Komisyonu ile diplomatik girişimler sürdürülürken, bir yandan ilgili kamu kurumlarımızla birlikte ve özel sektörümüzle istişare halinde emisyon-yoğun sektörlerimizde düşük karbonlu üretime geçişe yönelik yol haritalarının hazırlanması, teknolojik dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi, sektörün finansman ihtiyacının karşılanmasına yönelik altyapının tesis edilmesi, ulusal bir karbon fiyatlandırma sisteminin tesisi, temiz ve güvenilir enerji arzının sağlanması gibi konularda somut gelişmeler, Bakanlığımız koordinasyonunda yürütülen Yeşil Mutabakat Eylem Planımız kapsamında sağlanmaktadır. Ayrıca, SKDM’nin ilk taslak aşamasından itibaren özel sektörümüze yönelik bilgilendirme etkinlikleri yapılmış, web sayfamız üzerinden bilgi paylaşımı sağlanmış ve özel sektör çatı kuruluşlarımız ile işbirliği halinde düzenli farkındalık artırma çalışmaları yürütülmüştür.
 
Üst Alt