Sınırda karbon değil, küresel ticaret yeniden şekilleniyor

64cce33f86b24a1b4c5a9acf.jpg

Avrupa Birliği (AB), iklim kriziyle mücadele kapsamında küresel liderliğinin bir uzantısı olarak sunduğu, sürdürülebilir ve temiz enerji temelli ekonomi yaratma konusundaki adımlarını atmayı sürdürüyor. Yeşil Mutabakat kapsamında attığı adımlarda Birlik içindeki Avrupalı sanayisinin küresel rekabette sekteye uğramaması için geliştirdiği “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” (SKDM) uygulaması sonunda başlıyor. 1 Ekim 2023’te geçiş dönemi olarak başlayacak SKDM doğrultusunda, AB ülkelerine ihracat yapan Türk şirketler 2026 yılına kadar ilk aşamada 6 sektörde raporlama ve ölçümleme yapmaya başlamak zorunda. SKDM ile amaçlanan, Avrupalı üreticilerin, Birlik tarafından getirilen emisyon azaltım zorunlulukları nedeniyle, Türkiye veya Çin gibi diğer ülkelerden gelen ürün ve mallar karşısında rekabetçiliğini yitirme olasılığıydı.

Yeni bir sayfa açılıyor

AB, SKDM ile ekonomisinin rekabetçiliğini koruma girişimini başlatırken, küresel ticarete de yeni bir soluk getiriyor aslında. Gezegeni kurtarma ve iklim krizini durdurma noktasında ortaya çıkan yaklaşım, döngüsel ekonomi elbette. Bununla birlikte, bir yandan, karbon vergisi uygulaması, iklim krizine karşı başta fosil yakıt kullanan sektörlerin atmosfere saldığı sera gazı emisyonlarını düşürmek için iddialı bir yöntem olsa da, diğer yandan, küresel ticaret akışında, rotasında ve ticaridiplomatik ilişkilerde yeni bir sayfa açıyor. Bu açıdan, SKDM uygulaması sadece Türkiye gibi Avrupa’ya ihracat yapan ülkeler için değil, tam anlamıyla AB’nin kendisi için de bir deneme, simülasyon dönemi. Dış politikanın, ekonomik ilişkiler üzerinde yükseldiğini düşündüğümüzde, bambaşka bir AB dış politikası görmenin mümkün olduğunu hatırlatmakta fayda var. Nitekim, Avustralya, Çin, Afrika ile savaş öncesinde Rusya gibi ülkeler SKDM ile ilgili endişelerini dile getirmişti. SKDM’ye tarım sektörünün girmesi ise, başta Brezilya olmak üzere AB’nin bugüne kadar yürürlükteki pek çok ikili ticaret anlaşmasında pürüzlere sebebiyet verebilir. Dolayısıyla AB de kapısındaki savaşın yanında bir de yeni diplomatik müzakereleri yol boyunca deneyimleyecek diyebiliriz.

Gümrük Birliği de masada

İhracatının yüzde 40’tan fazlasını AB’ye yapan Türkiye için durum, karbon vergisi veya emisyon ticaret sisteminin geliştirilmesinin çok daha ötesini barındırıyor. AB ile uzun süredir gündemde olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu var. Henüz “Yeşil Mutabakat yahut SKDM” ile doğrudan ilişkilendirilerek yüksek sesle tartışılmasa da Türkiye-AB gündeminin en önemli konularından biri bu. Çünkü Yeşil Mutabakat ile birlikte AB’nin diğer pek çok anlaşması gibi Türkiye ile olan Gümrük Birliği de işlevini yitirme riski taşıyor. Bu konuda ne Türkiye ne de AB tarafından net açıklamalar henüz gelmedi. Gümrük Birliği’nde olası bir değişikliğin SKDM’ye nasıl etki edeceği ise de henüz bilinmiyor. Kulislerde dile getirilenler arasında, SKDM’nin Gümrük Birliği ile uyumunun sağlanması ve adil olması, AB’nin korumacı bir ticari politika olarak kullanmaması gerektiği de belirtiliyor. Bir diğeri de finansman kaynaklarına erişim konusu. Öte yandan, AB’nin SKDM’nin geçiş dönemi ile vergi uygulama takvimini yayınlamasına rağmen, raporlama sürecine yönelik gerekli yönetmelik ve mevzuatları hala yayınlamamış olması, Türkiye gibi üçüncü ülkelerin hazırlıklarında da olumsuzluk yaratıyor, AB’ye yönelik eleştirileri artırıyor.

Yolculuğa tam tekmil hazırlanmalı

Türkiye’nin politik kararlılık, sağlam bir regülatif altyapı ve “kamu-özel sektör seferberliği” ile SKDM’ye hazırlanması ülkemizin önüne yepyeni fırsatlar ve avantajlar da sunacaktır. Ekonomide başta KOBİ’ler ve OSB’ler olmak üzere, dış ticaret aktörlerimizin her birinin karbon vergisi uygulamasına hazır olması, milli servetin ülke içinde kalmasına hizmet eder. Çünkü bugün ile önümüzdeki on yılki yolculuk karbonsuzlaşma yolculuğu. Ülke ekonomisinin bu yolculuğa en hazır şekilde çıkması, sadece AB ile değil, pek çok diğer gelişmiş ekonomilerle ticari ilişkilerimizde devrim yaratacak potansiyelleri beraberinde getirebilir. Bz ne kadar hazır olursak, uluslararası düzeyde o kadar “kendi şartlarımızda” müzakere etme ve süreçleri yönetme gücümüz de artar. AB, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasıyla, sanayisinde rekabetçiliği korumaya çalışırken, küresel ticarete de yeni bir soluk getiriyor. Karbon vergisi sera gazı emisyonlarını düşürmek için iddialı bir yöntem elbette, ancak küresel ticaret akışında, rotasında ve ticari-diplomatik ilişkilerde de yeni bir sayfa açılıyor
 
Üst Alt